Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Ayrıntılı Konu Bilgileri
Konu BaşlığıKonu: Bilimsel Efsaneler...
Cevap SayısıCevap Sayısı: 12 cevap var
Okunma SayısıOkunma Sayısı 5933 defa
Konuyu Görüntüleyenler0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Bilimsel Efsaneler...  (Okunma Sayısı 5933 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
. Yönetici(ad)
*
Üye No: 1
Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1571
Nerden: denizli
Teşekkür Sayısı: 710

Özel Mesaj (Offline)
Offline
« : 22 Mart 2009, 14:32:13 »


Bilimsel efsaneler güldürüyor
Çin Seddi uzaydan görünür mü? Beynimizin sadece yüzde 10'unu mu kullanıyoruz? Esnemek bulaşıcı mıdır? Kediler dört ayak üzerine mi düşerler?Her şeyin olduğu gibi efsanelerin de bilimsel bir açıklaması var...

Su, kuzey yarımkürede ayrı, güney yarımkürede ayrı yönlerde mi döner?

Giderinden girdap oluştura oluştura akan suyun, kuzey yarımkürede ayrı yönde, güney yarımkürede ayrı yönde döndüğü sanılır, bu da dünyanın dönüş hızına bağlanır. Oysa dünyanın dönüş hızı, suyun yönünü etkileyecek kadar hızlı değildir. Lavabonun yapısına göre yan yana duran iki giderden akan suyu bile ters yönlere döndürebilirsiniz.

İnsan, beyninin sadece yüzde 10'unu mu kullanır?

Bilim adamlarını övmek için gazetelerin uydurduğu bir bilgi olmalı. İnsan uyurken bile beyninin büyük kısmı aktiftir. "İnsanlar, beyinlerinin olası potansiyelinin %10'unu kullanıyorlar" deselerdi belki bu kadar saçma olmazdı, beynimizin gerçek potansiyeli hakkında hiçbir fikrimiz yok. Ancak insan beyninin her kıvrımı aktif olarak çalışır. İnanmıyorsanız MR'a girin, rengârenk sonuçları kendiniz görün.

Bir gökdelenin tepesinden bırakılan bozuk para, birini öldürebilir mi?

Eğer kötü bir niyetiniz varsa, bozuk para seçmemenizi öneririz. Aerodinamiklikle alakası olmayan biçimini ve pütürlü yüzeyini düşünürsek, Petronas Kuleleri'nin tepesinden bile bıraksanız, evinizin penceresinden aşağı bırakmanızdan bir farkı olmaz.

Yetişkinler, yeni beyin hücresi üretirler mi?
Denir ki; 20'li yaşlardan sonra beyin, yeni hücre üretmez, cepten yer, bu yüzden de yaşlandıkça unutkanlaşırmışız. Gerçekten de beynin gelişiminin en hızlı olduğu dönem çocukluk, ancak ondan sonra da beyin hiç durmadan yenilenmeye devam ediyor. Annelerin, çocukları kafalarını bir yerlere çarptığında aptal olacaklar diye endişelenmelerine gerek kalmadı.

Böcekler kafaları kesildikten sonra da yaşayabilir mi?
Evet, böcekler kafaları olmadan, açlıktan ölene kadar yaşayabilir. Ama sadece onlar değil, tavuklar da. Tavukların kafaları olmasa da merkezi sinir sistemleri yaşamalarına izin verir. Açlıktan ölene kadar ortada gezinmeye devam ederler. Kuş beyinli işte.

Tavuk suyuna çorba, soğuk algınlığına iyi gelir mi?

"İyi gelmek"ten kasıt "iyileştirmek"se, o biraz zor. Ama kastedilen şey "kendini iyi hissettirmek"se, o olabilir. Tavuk suyunun, boğaz ağrılarını rahatlattığı biliniyor. Üstelik sıcak. Üstelik lezzetli. Neden olmasın?

Esnemek bulaşıcı mıdır?
Bu konuda hâlâ kesin bilimsel bir veri yok ama şempanzeler bile, birbirlerini esnerken görürse esnemeye başlıyor. Tamamen psikolojik olmakla birlikte, bu satırları okurken bile esnenmeye başlandığını biliyoruz.

Hayvanlar, afetleri önceden sezer mi?
Hayvanların böyle bir yeteneği olduğuna dair hiçbir bilimsel veri yok. En azından bir altıncı hisleri yok. Ancak bizim duymadığımız frekanslardaki sesleri duyuyor olabilirler.

Bir çiklet yutarsanız, 7 yıl boyunca midenizde kalır mı?

Doğal gıdaları sindirmekten daha zorsa da çikletlerin mideniz tarafından böyle özel bir muameleye tabi tutulduğu doğru değil. Bu düşüncenin, yapış yapış bir şeyi yutmayalım diye annelerimiz tarafından uydurulduğuna eminiz.

Çin Seddi, uzaydan görülebilen insan yapımı tek yapı mıdır?
Daha atmosferden çıkmadan önce görülebildiği doğru. Ancak o yükseklikte mistik olmak istersek piramitleri, sıradan olmak istersek havaalanlarını da görebiliriz. Mesela aydan bakarsanız hiçbir şey göremezsiniz.

Aynı yere iki kere yıldırım düşer mi?

Yıldırım, yüksek yerlere düşer, yani etrafta yüksek olan tek bir yer varsa oraya defalarca yıldırım düşebilir. Mesela Empire State binasına yılda ortalama 25 kere yıldırım düşüyor.

Kediler daima dört ayak üzerine mi düşer?

Kediler gerçekten de çoğunlukla nazikçe yere inerler. Ancak her zaman değil! Düşme açısı önemlidir. Yani kedi bilinçli olarak atlarsa başına hiçbir şey gelmez, ancak ayağı kaydıysa, yani kazayla düştüyse yere dengesiz düşme ihtimali vardır. Genel kanı olan "ne kadar yüksekten düşerse o kadar iyi" düşüncesi de doğru. Yani ikinci kattan kötü bir açıda düşen kedinin dört ayak üstüne inme şansı, altıncı kattan kayarak düşen bir kedinin dört ayak üstüne inme şansından az, yükseklik, yani artan serbest düşüş süresi, kediye toparlanıp dengesini kurmak için zaman sağlıyor. Ancak bu, gökdelenden düşen kedi de dört ayak üstüne düşecek demek değil.

Öldükten sonra saçlarımız ve tırnaklarımız uzamaya devam eder mi?
Etmezler. Ancak vücudumuz su kaybettiği, yani büzüştüğü için tırnakların kökünü kaplayan etler bir miktar çekilebilir. Bu da sanki tırnak uzamış gibi görünmesine yol açar.
reklamlar
Logged
matematikögretmeni'adli üyenin imzası

İlköğretim Matematik Öğretmenlerinin Buluşma Noktası
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
www.ilkmat.net


Yeni sitemiz ''www.ilkmat.biz''yayında
İlköğretim Matematik Öğretmenleri V.İ.P buluşalım.
Ziyaretçi
« Yanıtla #1 : 22 Mart 2009, 22:22:09 »

teşekkrler hocam..
ilginçti..
Logged



isyan0005 Henüz bir imza seçmediniz(ilkmat.net)...

PCkomat
. Yönetici(smod)
*
Üye No: 707
Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1764
Teşekkür Sayısı: 881
Sıradanım ama en ön sıradan...:)

Özel Mesaj (Offline)
Offline
« Yanıtla #2 : 24 Mart 2009, 18:08:38 »

kafası koparılan tavuğun hala yaşamasından,tavuk suyuna çorbaya kadar gayet güzeldi:))
Logged
PCkomat'adli üyenin imzası

suskunluğum aseletimdendir.
her lafa vercek bi cevabım var.
lakin bir lafa bakarım , lafmı diye...
birde söyleyene bakarım adammı diye.
yeni üye
*
Avatar Yok
Üye No: 923
Mesaj Sayısı: 49
Teşekkür Sayısı: 0

Özel Mesaj (Offline)
Offline
« Yanıtla #3 : 24 Mart 2009, 18:42:31 »

ilginç.. ama kafası kesilen tavuğun ortalıkta dolaştığını görmüştüm. tabi kesende peşinden:)Gülümseme
Logged



gulayy Henüz bir imza seçmediniz(ilkmat.net)...

PCkomat
. Yönetici(smod)
*
Üye No: 707
Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1764
Teşekkür Sayısı: 881
Sıradanım ama en ön sıradan...:)

Özel Mesaj (Offline)
Offline
« Yanıtla #4 : 24 Mart 2009, 19:06:05 »

Şu an da mutfağında tavuk pişen  ve  heyecanla yemeyi bekleyen biri için pek iç açıcı bi bilgi olmadı ama neyse...
Logged
PCkomat'adli üyenin imzası

suskunluğum aseletimdendir.
her lafa vercek bi cevabım var.
lakin bir lafa bakarım , lafmı diye...
birde söyleyene bakarım adammı diye.
yeni üye
*
Avatar Yok
Üye No: 923
Mesaj Sayısı: 49
Teşekkür Sayısı: 0

Özel Mesaj (Offline)
Offline
« Yanıtla #5 : 24 Mart 2009, 20:15:32 »

GülümsemeGülümsemeGülümseme
Logged



gulayy Henüz bir imza seçmediniz(ilkmat.net)...

çalışkan üye
*
Üye No: 7792
Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 259
Nerden: İstanbul
Teşekkür Sayısı: 16
MATEMATİK HAYATTIR

Özel Mesaj (Offline)
Offline
« Yanıtla #6 : 26 Nisan 2009, 11:44:07 »

ilginç....sağolun hocam....

Şu an da mutfağında tavuk pişen  ve  heyecanla yemeyi bekleyen biri için pek iç açıcı bi bilgi olmadı ama neyse...

 Kahkaha Kahkaha
Logged
ahmetcikcik'adli üyenin imzası

MATEMATİK HAYATTIR
. Yönetici(mod)
*
Avatar Yok
Üye No: 1655
Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 517
Nerden: kütahya
Teşekkür Sayısı: 70

Özel Mesaj (Offline)
Offline
« Yanıtla #7 : 25 Ağustos 2009, 10:55:04 »

gerçekten çok ilginç bilgiler özellikle tavukla ilgili olan:):)teşekkürler
Logged
bilal43'adli üyenin imzası

Dünyadaki en masum uğraş matematiktir
yeni üye
*
Avatar Yok
Üye No: 27588
Mesaj Sayısı: 2
Teşekkür Sayısı: 0

Özel Mesaj (Offline)
Offline
« Yanıtla #8 : 27 Mart 2010, 16:37:46 »

Matematikte Niçin -2 ile -2 nin Çarpımı +4 Eder? Haftanın beş günü ise otobüs ile gidip geldiğinizi varsayalım. Her sefer bir milyonluk bir biletle yapılıyor. On milyon tutarında on tane bilet aldınız. Her gün gidiş geliş kullandıkça iki tanesi eksiliyor. Bunun eşitlikteki yeri (-2) dır dır. Siz bu isi beş gün süresince yani 5 kez yaparsanız (-2)x( +5)= 10 olur. Diyelim ki bayram tatilinin iki günü o haftanın Perşembe ve Cuma günlerine geldi ve tatil. Bu kez yapmanız gerekeni yapmıyorsunuz. İki günlük 4 bileti kullanmıyorsunuz. Bu hareket, yapmanız gerekene göre negatif yani ters yönde bir harekettir. Her gün bilet almak yerine iki gün süresince hiç bilet kullanmıyorsunuz. İki kere negatif hareketi “-2″ bilet üzerinde yapınca o hafta elinizde (-2)x( -2) =(+4) . bilet kalıyor. Bunları Biliyor musunuz?, İlginç Bilgiler

Bardaktaki Buzlar Niçin Birbirlerine Yapışırlar?

Buzun erimesi için yalnızca sıcaklık değil basınç da önemlidir. Dağlardaki buzulların kayma nedeni de budur. Basınçla alt tabaka erir ve kayma oluşur. Bir kabin içinde ya da bir bardakta üst üste duran buzların her biri altındakine değdiği noktada bir basınç oluşturur ve bu, noktada çok küçük kısım erir. Buradan hareket eden su çok az yanda iki buz küpçüğünün birleştiği noktada tekrar donar. İki buz parçası kaynak yapılmışçasına birbirlerine yapışır ve orada bir daha erime olmaz.

· Kumaşlar Yıkandıktan Sonra Niçin Çeker?

Aslında kumaş ıslanınca lifler şiştiğinden kumasın az biraz uzaması gerekmektedir. Ama-bükümlerin açılarındaki deformasyonun yarattığı çekme kuvveti daha fazla olduğundan sonuçta kumaş boydan kısalır. kumaş yıkandıktan sonra kurutulduğunda şişmiş lifler eski durumlarına gelirler. Ama kumaş ilk ölçülerine dönemez. Su, yüksek isi, çalkalama, sabun hepsi kumasın çekmesini kolaylastirir. Kumaş birkaç kez yıkandıktan sonra ölçüleri belli bir dengeye ulaşır ve ondan sonra yıkandığında çekmez.

Çinliler Yiyecekleri Niçin Çubuklarla Yerler?

 

 
Aslında nedeni tam bilinmiyor. Bir görüşe göre, vakti zamanında Çin imparatorlarından biri halkın ayaklanmasından korktuğundan, eritilip silah olarak tekrar kullanılabilecek metal olan her şeyin toplanmasını emretmiş. Ellerindeki bıçak, kaşık ve benzeri şeyleri vermek zorunda kalan Çinliler ne yapsınlar, çaresiz bambu kamışlarından yapılmış ince çubuklarla yemek yemeye alışmışlar. Akla daha yatkın gelen diğer bir görüşe göre ise çubukla yemek adeti Çinlilerin yiyeceklerini küçük parçalara bölüp yeme alışkanlıklarından ve buna bağlı olarak zaman içinde çok önemli bir ihtiyaçtan kaynaklanıyor. Yemek çubukları milattan bir yüzyıl önce doğmuş. Yemeği içindeki yağa atıp karıştırarak pişirmeye yarayan tava benzeri kaplar kullanılmadan önce yiyecekler odun ateşi üzerinde pişiriliyormuş.

Nüfus çoğaldıkça artan yiyecek ihtiyacından dolayı ormanlar kesilip tarlalar açıldıkça bu sefer de odun, yani yakacak sıkıntısı başlamış. Zamanla etleri ve sebzeleri çok küçük parçalara bölüp, yağ içinde karıştırarak kızartmanın hem süratli pişmeyi hem de odundan tasarrufu sağladığını görmüşler. O zamanlar ağaç sıkıntısı nedeniyle, yemek masası kullanmak zenginlere mahsus bir lüks olduğundan insanlar bir elleri ile yiyecek veya pirinç tabağını tutuyor, yemek yemek için de sadece diğer ellerini kullanabiliyorlarmış. Çinlilerin yemeklerinin bol soslu olduğunu söylemeye gerek yok. Yerken çubukları kullanmak, her şeyi tek elle yemek zorunda olan Çinlilerin bütün parmaklarının kirlenmesi sorununu çözdüğü için hızla yayılmış. O zamanlar çubukların çok azı ağaçtan, çoğunluğu fildişi ve kemiktenmiş. Şimdi artık ne metal ne de ağaç kıtlığı var. Zaten onların yerini sentetik malzemeler çoktan almış durumda. Ne var ki bırakın Çini, diğer ülkelerdeki bir çok insan bile bir Çin lokantası bulup, çubuklarla yemeğe uğraşıp, Çin imparatorunun veya odun yokluğunun yarattığı eziyete seve seve katlanıyorlar. Bunları Biliyor musunuz?, İlginç Bilgiler, Güzel Sözler, Özlü Sözler, Hazır Cevaplar, İlginç Bilgiler

· Yılbaşında Çam Ağacı Süsleme Adeti Nereden Geliyor?

Yılbaşı günlerinde, evin bir köşesinde, minik bir çam ağacı bulundurmak ve onu süslemek adetinin kökeninin Almanya olduğu ileri sürülür. Almanların cennet ağacı adını verdikleri ve Adem ile Havvanın gizemli hikayesine dayanarak üzerini elmalarla donattıkları ağaç köknardı. 15. yüzyıldan sonra bu ağaçlara sadece meyve değil ekmek, bisküvi gibi yiyecekler de asılmaya başlanmış, Protestanlığın yayılması ile birlikte bunlara yanan mumlar da eklenmiştir. Adet Avrupaya yayılırken aynı zamanda göçmenler tarafından Amerikaya da taşınmıştır. Aslında ağaçların ruhani törenlerde önemli bir sembol olarak yer alması adeti çok eskilere, Hıristiyanlık öncesi zamanlara, hatta putlara ve doğaya tapınıldığı zamanlardaki Mısır ve Çin uygarlıklarına kadar uzanır. O devirlerde doğanın yeşilliği ve ağaçlar sonsuz hayatın sembolleriydiler. Benzer şekilde Kuzey Avrupa ülkelerinde de yine Hıristiyanlıktan çok daha önceki zamanlarda ağaçlar ruhani bakımdan kutsal kabul ediliyorlardı.

Kuzey Avrupada kış aylarında sadece bir kaç saat süren gündüzler 21 Aralıktan itibaren uzamaya başlarlar. Uzun karanlık günlerin bittiğinin, gittikçe daha aydınlık günlerin geleceğinin müjdesi olan Aralık ayının bu günleri de törenlerle karşılanırdı. Bu adet Avrupada güneye indikçe değişerek yayıldı. Romalılar zamanında takvimin başlangıcının, dünyanın yaratıldığı ay olduğuna inanılan ve tabiatın canlanmasının müjdecisi olan Mart ayından Ocak ayına kaydırılması ile kutlanacak tarihler konusunda kafalar iyice karıştı. Zamanla Kuzey Avrupa ülkelerinin karanlığın bitişi ayin ve kutlamaları, Hıristiyan dünyasınca Hz. İsanın doğum günü kabul edilerek ki bu kesin değildir.

Noel kutlamalarına dönüştürüldü. Bu arada ağaçlar, özellikle çam ağaçları bu kutlamanın simgesi olmaya devam ettiler. Her ne kadar yılbaşı günlerinde bir çam ağacının süslenmesi tüm dünyada adet olduysa da bu günün dini bakımdan bir özelliği yoktur. Dünyanın Güneş etrafındaki bir turunu tamamladığı coğrafi bir konumdur. Uygarlık ve teknolojinin ilerlemesi ile çam ağacı üzerindeki mumların yerlerini yanıp sönen minik renkli ampuller, elma, ekmek ve bisküvinin yerini rengarenk süsler aldı. Günümüz insanı ağaçlara tapmamasına rağmen onların kıymetini daha iyi biliyor. Bir kaç günlük eğlence için çam ağaçlarını kesmiyor, plastik taklitlerini kullanıyor.


Logged



silver-bullet Henüz bir imza seçmediniz(ilkmat.net)...

yeni üye
*
Avatar Yok
Üye No: 17741
Mesaj Sayısı: 30
Teşekkür Sayısı: 4

Özel Mesaj (Offline)
Offline
« Yanıtla #9 : 05 Ekim 2010, 14:29:22 »

insan akciğerinin iç yüzeyinin toplam alanının bir futbol sahası büyüklüğünde olduğunu, insan kalbinin bir günde ortalama 10 tonluk bir yükü 1 metre yüksekliğe çıkaracak kadar iş yaptığını ve insan vücudundaki en güçlü kasın dil en sert yapınınsa diş minesi olduğunu biliyormuydunuz...... bunlarda kendimizle ilgili ilginçlikler.
Logged



mehmetgüzel Henüz bir imza seçmediniz(ilkmat.net)...

uzman üye
*
Üye No: 27010
Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 774
Nerden: Gaziantep
Teşekkür Sayısı: 134

Özel Mesaj (Offline)
Offline
« Yanıtla #10 : 13 Mayıs 2011, 17:06:08 »

tam panoluk bilgiler..
Logged



matematikbaz Henüz bir imza seçmediniz(ilkmat.net)...

yeni üye
*
Avatar Yok
Üye No: 13962
Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 26
Nerden: Denizli
Teşekkür Sayısı: 1

Özel Mesaj (Offline)
Offline
« Yanıtla #11 : 14 Mayıs 2011, 12:24:33 »

sağolun teşekkürler...
Logged



ilhnblbl Henüz bir imza seçmediniz(ilkmat.net)...

yeni üye
*
Üye No: 56003
Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 2
Nerden: Kastamonu
Teşekkür Sayısı: 0

Özel Mesaj (Offline)
Offline
« Yanıtla #12 : 09 Şubat 2012, 16:23:12 »

Gerçekten çok ilginç bilgiler. İnsan vücudunun daha kim bilir ne sırları vardır.
Logged
GLaDOS'adli üyenin imzası

Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  

 
Gitmek istediğiniz yer:  




Powered by SMF 1.1.16 | SMF © 2006, Simple Machines | SimpleTurk - Turkish SMF Technique Support
Google Arama Sonuçları İle Sitemizi Ziyaret Etmiş Kullanıcıların Bıraktığı Kelime İzleri: Google Tagged
ShaLgam SimpleTurk

Sitemap | Site Map | Site Map1 |Site Map2 |Site Map3 | arsiv | arsiv1 | Wap | Wap2 | Wap Forum | XML | Rss




 
ilkmat.net © 2010
Sitemap
1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56
altın üyelik